Tuğralar

Grafik tasarımda kurum kimliğinin temelini “amblem” ve “logotype” oluşturur. Sözcük olarak amblem; simge ya da sembol, logotype ise özgün yazı anlamındadır. Grafik tasarımda amblem, çizgi, leke, harf ve stilize görüntülerle oluşturulabilir. Logotype ise sadece yazıyla olabileceği gibi; yazılar çizgi, leke ve imajla desteklenebilir. Her ikisinde de amaç, adını taşıdığı ürün, şirket ya da kurumun imajını, biçim ve renkleriyle diğerlerinden ayırt edilecek şekilde sembolleştirmektir. Logoype, hem 247 seyirlik hem de okunmak içindir. Logotype oluşturulurken, sözcük ya da sözcük grubundaki harfler üzerinde deformasyon, farklı espas düzenlemeleri ve hizalamalar yapılabilir. Harfler, logotype kompozisyonunu güçlendirecek çizgi, leke ve görsellerle desteklenebilir. Amblem ve logotype kurum kimliğinin temel öğesi olarak temsil ettikleri kuruluşun sadece basılı malzemeleri üzerinde değil, tabela, rozet, tanıtım malzemeleri, üniforma vb. gibi akla gelebilecek her alanda kullanılarak kurum imajı güçlendirilir.

Bu tanımdan hareketle hem biçimleri hem işlevleriyle tuğraları günümüzün logotype, yani özgün yazılarına benzetmek mümkündür. Tuğralar konusunda Oktay Aslanapa (1989: 392) şöyle der:

Osmanlılarda her sultanın arması olarak bütün fermanların ve önemli vesikaların başına tuğra çekilirdi. Bu, ayrı bir sanat olup tuğrakeş denilen kimselerin elinden çıkardı. Tuğralara hükümdar ve babasının adı (şah, han, el-muzaffer) gibi kelimeler bir arada yazılır. Bununla görevli olan Nişancı, tuğrayı ya kendi çeker veya idaresinde çalışan tuğrakeşlere hazırlatırdı. Orhan Gazi’nin tuğrası ile iki vesika daha 1324’te Osmanlıların ilk yıllarında kullanıldığını gösterir. Sonra sıra ile her hükümdar için ayrı tuğralar ve sultanların her biri için birçok tuğralar meydana getirilmiştir.

“Resmi evrak üzerindeki padişah tuğrası, padişahın tahta çıktığı gün kendisine gösterilen örnekler arasından seçilmekte ve metni ve istifi saltanatının sonuna değin (kim tarafından çekilirse çekilsin) bir daha değişmemektedir” (Acar, 1999: 168). “Önceleri ferman, berat, vakfiye gibi belgelerin baş kısmına konulan tuğraların kullanım alanları zamanla yaygınlaşmış; tuğra mühürde, paralarda, pullarda ve kitabelerde kullanılmaya başlanmıştır” (Turgut, 2009: 81).

Tuğra, Oğuzlara kadar giden Türklere özgü bir grafik formdur ve bu form padişah imzalarının yanında farklı şeyler yazmak için de kullanılmıştır. 19. yüzyıl sonlarından itibaren grafik tasarımın dönemin sanat hareketlerinden nasıl etkilendiğini izleyebiliyoruz. Osmanlı padişah tuğraları incelendiğinde zamanın sanatsal yansımalarından onların da etkilendiği takip edilebilir.

Ocalir

Mobile Ui Designer

× How can I help you?